Genel - Günlük’ Kategorisi

Hayattaki Değişiklikler

1 Kasım 2009 | Kategori : Genel - Günlük

Yeni TemaAslında başlıkta okuduğunuz gibi kendi hayatımda değil, blogun hayatındaki değişikliklerden bahsedeceğim :) Fake attım!
Bir süredir aklımdaydı siteyle daha fazla ilgilenmek, temayı değiştirmek. Sanırım 2 gündür yoğun olarak bu işle ilgileniyorum. Dün gece saat 3-4 e kadar düzenlemelerle uğraştım.

Yastığa kafamı koyduğumda da bu site vardı aklımda :) Sabah uyandığımda da. Madde madde yazmaya çalışayım.

  1. Sıfırdan bir Wordpress kurup, eskisinden yazılar aktarıldı.
  2. Pretty linkler 404 sayfalarından isapi re-write dll e dönüştürüldü.
  3. Tipz temasını bolca düzenleyip onu kullanmaya başladım.
  4. Hakkında bölümünde ufacık bir düzenleme yaptım, bu sayfaya göre halen lisedeydim. :) (Teşekkürler Can Kabakçıoğlu)
  5. Syntax Highlighter pluginini değiştirip, huzura erdim. Bu plugin ile eskisinden daha mutluyuz.
  6. İletişim bölümünde kullandığım cforms plugini contact form 7 ile değişti.
  7. WP Touch Theme plugini kuruldu, artık blogumun iPhone web versiyonu var.
  8. Sayfalama için artık WP Page Numbers eklentisi kullanıyorum. (Teşekkürler Simto Alev)

Sanırım artık daha güzel, hızlı ve kullanılabilir bir blogum var…

Fikirlerinizi merakla bekliyorum :)

Cumhuriyet

28 Ekim 2009 | Kategori : Genel - Günlük

AtatürkKurtuluş Savaşı yıllarında Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti adıyla yeni bir yönetim kurulmuştu. Fakat bu yeni yönetimin rejimi henüz belirtilmemişti. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti özünde ulusal egemenliğe dayalı bir hükümetti. Fakat Yeni Türkiye’yi devlet şekillerinden, yönetim biçimlerinden birine uygun olarak resmen ilan etmek gerekiyordu. Yani sıra devletin adının konmasına gelmişti.

Atatürk, yeni devletin şeklini cumhuriyet olarak kabul etmeyi düşündü. Kurtuluş Savaşı yıllarında bu fikrini açıklamayıp , uygun bir zamanı beklemişti . Büyük Zafer’den sonra artık bu an gelmiş bulunuyordu. Aslında, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin kararlarıyla Büyük Millet Meclisi’nin programları tamamen demokrasiye dayanmaktaydı. Saltanatın artık hiçbir etkinliği kalmamıştı. Son padişah da yurttan ayrılmış, saltanat kaldırılmıştı. Şimdi sıra Atatürk’ün kafasındaki Cumhuriyet Yönetimini resmen ilan etmeye gelmişti.

Atatürk, 28 Ekim 1923 akşamı birkaç arkadaşını Çankaya’daki köşküne davet ederek yemek sırasında arkadaşlarına :

Yarın, cumhuriyeti ilan edeceğiz, dedi.

Misafirler hiç şaşırmadılar. Zaten böyle bir hareketi bekliyorlardı.

Atatürk, Teşkilat-ı Esasi’ye ( Anayasa’ya ) konmak üzere şu öneriyi hazırladı :

“Türkiye Devletinin şekli cumhuriyettir. Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından idare olunur.”

Böylelikle yeni devlet şeklinin cumhuriyet olacağına kesin olarak kara verildi.

29 Ekim 1923 akşam saat : 18.45’te TBMM oturumu açıldı. Atatürk’ün önceden hazırlattığı Anayasa maddesinin görüşülmesine geçildi. Görüşmeler sonunda öneri kabul edildi. Milletvekilleri ayağa kalkarak üç kez “Yaşasın Cumhuriyet!” diye bağırdılar.

29 Ekim 1923 Pazartesi günü saat : 20.30’da Cumhuriyet ilan edildi.

Cumhuriyetin ilanından sonra cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın büyük kahramanı Ankara Milletvekili Gazi Mustafa Kemal Paşa, ilk cumhurbaşkanı seçildi. Cumhurbaşkanı seçiminden sonra sonuç, 101 parça top atılarak halka duyuruldu.

Cumhurbaşkanlığına seçilen Atatürk kürsüye gelerek bir konuşma yaptı. Heyecanlı ve kararlı konuşmasını şu sözlerle noktaladı :

- Türkiye Cumhuriyeti , cihanda işgal ettiği mevkie layık olduğu eserleriyle ispat edecektir. Türkiye Cumhuriyeti, mesut, muvaffak ve muzaffer olacaktır.

Cumhuriyetimizin 86. yılı kutlu olsun! Ne mutlu Türk’üm diyene!

MPX200Sabah uyandığımda rutin hareketlerden biri benim için emektar telefonum MPX200 ün kapağını açıp çağrı/mesaj kontrol etmek… Mpx200 aslında kapaklı bir telefon. Fakat benim emektar öyle bir halde ki, dış ekran, iç ekran koordinasyonu, ekran ışıkları, tuşlar giderek işlevini yitirmeye başladı.

Sanırım 2 sene önceydi, arkadaşlarımın, telefonu kurcalayanların kapağı açıp kapatıp, çıkan ses ne güzelmiş diyerek kapağı bozuşu… Sonrasında dışkapağın ışığının gözlerini kapatışı geldi. Şanslıydım ki, ekrandakiler gitmemişti. Görmem zor olsada görebiliyordum. Şu aralar, buda tehlikede gözüküyor. Arada sırada kayboluyor, şuursuzca bakakalıyorum birşeyler görebilmek için. Ama nafile.

Daha sonra telefonu düşürmemden kaynaklı olduğunu düşündüğüm hoperlörün bozulması geldi. Telefonun hoperlöründen ses gelmiyordu artık. Ekrana bastırdığım zaman azda olsa bir ses alabiliyordum karşı taraftan. Ve bu ekrana bastırma, ekranı bozmamla sonuçlandı. Zaman zaman bu ses sorununu, handsfreeyi açarak çözdüğümde oldu. Ama nereye kadar? :)

Yakın zamanda iç ekrandaki ışık seviyesi iyice azaldı, orasına burasına bastırıp ışığın yanmasını sağlıyorum halen, bazen bu işlem görüntünün dağılmasına ters çıkmasına falan sebep oluyor.

Mpx te mesajlar birikiyor, 100lerce 1000lerce mesaj oluyordu inboxımda. Toplu mesajı silmeye çalıştığımda telefon kitleniyor :) Pili çıkartıp tekrar takıyordum. Açtığımda mesajlar olduğu yerdeydi… Sanırım son 3 seferdir, format atarak telefonu temiz hale getiriyorum.

2005 ten bu yana 4. senesini yaşıyor MPX200′üm. Dış ekrandan sonra, iç-ana ekranda hayata gözlerini yumma seviyesine geldi. Artık rüyalarıma aksakallı dede girip, hazırlıklı olmalısın diyor. Tedbirini al, yedeğini al diyor. Her ne kadar telefon hiçbir şekilde açılmadığı zamanlarda, pile temas eden metal çubukları birbirine değdirip (ters kontak gibi :P ) , buzlukta 5 dakika bekletip ona yeniden can versemde, aksakallı dede haklı.

Yeri geldi, lisede sınıfta büyük bir hayran kitlesi oluşmuştu telefonumun. Derslerde arkadaşlarım MPXten Worms oynar, müzik dinlerdi. Gaytest isimli programla telefonun gay tespiti yaptığına bile inandırmıştım arkadaşlarımı.  Millet telefonda ilk kez orjinal Windows Messenger, Internet Explorer, Media Player görmüşlerdi. Bir devrimdi onlar için. Benim içinde öyle tabii ki…

Bu yazıyı sana adıyorum ey MPX’im… Bana bu zamana kadar yaşattığın onca güzel şey için teşekkür ederim sana. Az biraz daha dayan, Selim Topaloğlu Tarafından Uzun Süre Kullanılan Eşyalar Müzesinde sana en güzel yeri ayıracağım…

Misafir

26 Haziran 2009 | Kategori : Genel - Günlük

yumak

Eveeet gördüğünüz muhterem şahıs bizim 10 gündür misafirimiz olan Yumak :) Aslında ofis ortamında alışık olduğumuz bir durum kedi bakmak. Daha önceleri Firuze, daha sonra Gürbüz ve şimdi de misafirimiz Yumak.

Kendisi 3 yaşında bir İran kedisi. Her türdeşi gibi oda biraz uyuşuk, turuncu olsa Garfield ı aratmayacak görüntüler yaşanacaktı ofiste. Şimdilik onun seviyesine ulaşmasada kendisiyle yaşadığımız anılardan bazıları aşağıda yer almakta :)

  •  Yumak’ın elektrik süpürgesine büyük bir düşmanlığı varmış, temizlikçiye sadece bu yüzden saldırdığı zamanlar olmuş. Bilmediğimiz için kendisini “biraz” korkuttuk istemeden :)
  • Yumak eşyaları düşürmeyi çok seviyormuş. Bunu anlamam biraz zor oldu ama artık kafama kazındı. Her sabah çöp kutularını yerde buluyorum.
  • Masamın üstündeki önceki günden kalan limonatayı devirip, masamı yapış yapış yapıp, daha sonra üstüne oturarak tüylerinide masama kazımıştır kendisi.

Limon ailesiyle geçirdiği son birkaç gün maalesef… Seni özliycez ufaklık!

Sıcak, daha da sıcak olacak

26 Haziran 2009 | Kategori : Genel - Günlük

Temmuz ayı geldi çattı. Eskiden haberlerde bangır bangır bağırırlardı.

Hafta sonu çöl sıcakları geliyor!

Artık öyle haberler görmüyorum. Çünkü esas Türkiye çöl oldu :) Ağaç bırakmadılar. Köprü trafiği, sıcaklar derken insanın sokağa çıkası gelmiyor artık. Tam o noktada, Yemek Sepeti imdadımıza koşuyor.

Pizza Hut - Super Supreme Dipsos Pizza

Hapur hupur yiyoruz, arada sırada Pizza Hut malzemeden çalıp eksik birşeyler yolluyor. Ama değişmeyeceğim lezzetlerden biri benim için. Dilimleri mideye indirirken televizyonu açıp vakit geçirmek istiyor insan.

Akıllı TV

Kahkahalar eşliğinde izlenen komik videolardan sonra işlere devam etmek lazım tabi. Çoook çalışmam lazım anne çoooook!